Vali Erden, başarılı öğrenciyi ödüllendirdi
Vali Mehmet Ufuk Erden, Kars Valiliği'nce ülkemiz genelinde düzenlenen “Sarıkamış Beyaz Hüzün” konulu kompozisyon yarışmasında birinci olan Hacı Fatma Erdemir Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi Hülya Ergün'ü makamında kabul ederek kutladı.
“Sarıkamış Beyaz Hüzün” konulu yarışmada Türkiye birincisi olan Hülya Ergün'ün 05 Ocak 2010 Salı günü saat 09.30'da Vali Erden’e yaptığı ziyarete İl Milli Eğitim Müdürü Mesut Ayrıksa ile Hacı Fatma Erdemir Anadolu Lisesi Müdürü Atilla Kaya'da katıldı.
İl Milli Eğitim Müdürü Mesut Ayrıksa'nın yarışma hakkında bilgi vermesinin ardından bir konuşma yapan Valimiz Sayın Mehmet Ufuk Erden; “Bilindiği gibi Birinci Dünya Savaşında Kafkas Cephesinin savunulması amacıyla 22 Aralık 1914 tarihinde başlatılan Sarıkamış Harekâtında 90 bin Mehmetçik donarak şahadet mertebesine ulaşmıştır. Şahadete ulaşan vatan evlatlarını anmak ve geleceğimizin mirasçıları gençlerimizin tarihimizi öğrenmelerini sağlamak amacıyla her yıl anma programları düzenlenmektedir. Daha önce Kars'ta Vali olarak görev yapmam nedeniyle Sarıkamış Şehitlerini Anma Törenlerinin heyecanını yaşayan birisiyim. Bu sene yapılan anma programı kapsamında, ülkemiz genelindeki ortaöğretim okulları arasında düzenlenen “Sarıkamış Beyaz Hüzün” konulu kompozisyon yarışmasında Kırşehirli bir öğrencimizin birinci olmasından dolayı büyük bir mutluluk duydum. Türkiye birincisi olan öğrencimiz Hülya Ergün'ü kutluyor, kendisini yetiştiren öğretmenlerine ve ailesine teşekkür ediyorum ” dedi.
Hülya Ergün'e yazdığı kompozisyonu okutan Vali Erden, öğrenciyi kutlayarak çeşitli hediyeler verdi.
Hülya Ergün'ün Türkiye birincisi olduğu “Bir Yiğit Daha Verdim Vatana” başlıklı yazısı şöyle;
BİR YİĞİT DAHA VERDİM VATANA
Bekliyorum yine yolunu, avludayım... Hala ilk günkü gurbet acısı yakıyor ciğerlerimi.
Seni uğurlayıp alnından öptüğüm divandayım. Mehmedim... Bir sızı var yüreğimde. Gittiğinde bu yana acı acı inliyor demir raylar. Sanki inadıma "gelmez senin bu oğlan" derlermiş gibi. Bilirim, gittiğin gün gibi dönüp geleceksin baba ocağına. Ananı yalnız koyup da gidemezsin ki sen. Bensiz yapamazsın tek başına. Sızlıyor yüreğim... Ama biliyorum öylesine bir sızlanış bu. Çünkü gelecek benim yavrum. Anası okşayacak saçlarını, su taşıyacaklar kovalarla, inek otlatacak kırlarda... Sonra yine ocak başında konuşurlarken sabaha dek uyuyup kalacaklar öylece... Benim kınalı kuzum kıyamaz anasının gözyaşlarına, döner gelir tez vakit.
Her yer cehennem gibi... Kavruluyor ana yürekleri oğul! Bütün analar tek yürek, hepsi yalvarırlar Allah’a:" Kurban olduğum Allah, kavuştur beni yavruma... ".
Ama biliriz oğul; önce vatan! Canımdan çok severim seni. Ama oğul vatan... Önce vatan!
Öksüz büyüttüm seni yavrum. Baban yoktu. Kıskanmayasın diye elleri hem anan oldum hem babalık yaptım sana. İmrenmeyesin diye ellere... !
Senin baban bugünden gayrı vatandır oğul! Şimdi savunacaksın babanı düşmanın pis tırnaklarıyla.
Gidişin vardı ya salına salına ... Ölüme baş kaldırırcasına, vatanı damarlarında yaşatırcasına... Tez kınalı kuzum. Hangi karataşı bağrım basayım sen diye? Hangi yavrunun saçlarını okşayayım seninmiş gibi. Ben kime kucak dolusu sarılayım sen gibi mis kokmadıkça.
Doğduğun gün aldıydım babanın oralarda şehit düştüğü haberini. Bembeyaz dağlar yutar seni yavrum, kefen olur simsiyah gözlerine. Ama kuzum diyorum ya önce vatan.
Vatan Sarıkamış... Vatan İstanbul… Vatan burası… Vatan her yer!
Kapıyı açıyorlar yavaşça... Üç yiğit er karşımda... Künyeni uzatıyorlar oğul elime büküyorlar boyunlarını... Ne der bunlar oğul. Duymaz kulaklarım, görmez gözlerim.
"Benim oğlan gelecek" derim, duymazlar. "Babasını da şehit verdiydim" derim bilmezler. "Anam vatan sağ olsun, doksan bin daha yatıyor oralarda" derler.
Kan ağlar yüreğim. Gözlerim arar arşta ruhunu, bulamam... Bilirim mahşere kaldı vuslat...
" Haydi evlat! Ruhun şad, harp mübarek, vatan sağ olsun!"