Önceki gün Uludere’de 35 köylünün sınırın ötesinden yükledikleri kaçak mallarla gelirken, Savaş Uçakları tarafından terörist zannedilerek vurulmaları neticesinde hayatlarını kaybetmeleri gündemin en önemli konusu. Gerçekten her yönüyle üzüntü verici vahim bir hadise.
Türkiye ne zaman terörle mücadelede başarılı bir pozisyon elde etse akabinde bu tür hadiseler meydana geliyor. Toplumsal barış için ortaya konan çabaların sonuç vermeye başladığı zamanlarda, derin yırtıklara ve kırılmalara yol açacak provokasyonlar yapılıyor.
Hatırlayın demokratik açılım sürecinde, bir başka ifadeyle milli birlik ve kardeşlik projesinde sonuca kısa bir mesafe kala, Habur’da ortaya çıkan görüntüler Türkiye’yi infiale sürüklemiş, o ana kadar atılan adımlar heba olup gitmişti. Yine aynı süreci akamete uğratmak isteyen bazı derin yapılar, halkın duygularını sabote için dönem içinde bazı sansasyonel eylemlerin emirlerini vermişlerdi.
Çukurca’da 24 askerin şehit olduğu terör saldırısından sonra, terör örgütüyle mücadele konsepti tekrar gözden geçirilmiş, daha sistematik operasyonel gücün şekillenmesi amacıyla devletin yetkili kurullarında önemli kararlar alınmıştı. Kararların uygulamaya sokulmasından sonra, özellikle İstihbaratın tek merkezde toplanması, TSK ve Emniyet’in özel yetişmiş birliklerinden oluşan uzman kadrolarla terör yuvalarının hedef alınması, örgütte büyük bir çözülmeye ve kayba neden olmuştu. Devletin bütün unsurlarının organize bir şekilde yürüttükleri bu çalışmalar kısa süre içerisinde sonuçlarını vermeye başlamış, 500’e yakın terörist teslim olmuş, 350’ya yakın terörist de etkisiz hale getirilmişti.
Bölge halkı da operasyonlar sayesinde rahat bir nefes alma imkânına kavuşmuştu. Van’da meydana gelen depremin acılarının sarılması konusunda da hükümetin büyük hassasiyet ve çaba göstermesi bölge halkının takdirini kazanmıştı.
PKK’nın şehir merkezlerindeki sözde devlet yapılanmasını sağlamaya çalışan KCK’ya yönelik olarak da ardı ardına yapılan operasyonlar terör örgütünü karar alamaz bir noktaya getirmişti.
İşte böyle bir döneme rastladı önceki günkü kaza. Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Genel Kurmay Başkanlığı olayın hemen akabinde üzüntülerini dile getirdiler, kazada ölenlerin yakınlarına baş sağlığı dilediler ve olayın bütün yönleriyle araştırılacağı sözünü verdiler.
Muhalefet liderleri ise İktidarı yıpratmak için bir koz olarak gördüler elim kazayı. BDP’nin tavrı gerçekten tam bir istismara yönelikti. Kamera arkasında gülüp eylenen BDP’li vekillerin, kameraların kayda başladığı anlarda yüzlerine derin bir üzün süsü vermeye çalıştıklarını herkes televizyonları başında seyretti. Terör örgütünün hamile kadınları, halka dinini öğreten masum imamı, doğmamış çocukları katlettiği eylemler sonrasında sessizliğe bürünen ve ağzını bıçak açmayan BDP’lilerin, son olayda sanki devletin kastı varmış gibi bir tutum sergilemeleri ise samimiyetten uzak, halkın duygularını sömürmeye yönelik tavır olarak, kürt vatandaşlarının sağduyusunda mutlaka mahkûm edilecektir.
Gelelim CHP’nin olay karşısındaki tutumuna. Kendi memleketine yönelik olarak CHP’nin tek parti olduğu 1938 tarihinde yapılan Dersim katliamına yıllar sonra bile CHP’ adına bir özür dilemekten kaçınan Kılıçdaroğlu’nun, önceki günkü hatalı operasyon sonrasında sanki büyük bir hazine bulmuş gibi bir tavır sergileyerek hemen iktidara yüklenmesi ise gerçekten Türkiye açısından ibret verici bir durumdur.
Netice itibarıyla, hata sonrasında 35 vatandaşımızın hayatını kaybetmesi tüm Türkiye’yi üzmüştür. Bu tür hadiselerin bir daha yaşanmaması en büyük arzumuzdur, kürt vatandaşlarımız eminim ki olayı provake etmek isteyenlere fırsat vermeyeceklerdir. Türkiye de bu üzüntüyü sinesinde eritecek kadar büyük bir ülkedir. Terörle mücadele de aralıksız sürdürülmeli, bu olayın terörle mücadelede bir zafiyete neden olmasına fırsat verilmemelidir.
Öte yandan Uludere Kaymakamının taziye için gittiği yerde bazı istimrarcılar tarafından linç edilmek istenmesini de nefretle kınıyorum. Zira Kaymakam Bey oranın en büyük mülki amiri sıfatıyla taziyeye gidiyor, bizim kültürümüzde ziyarete gelen kimliği ne olursa olsun misafir sayılır ve saygıya ve hürmete layık bir davranışla kabul edilir ve savunmasız bir kişiye onlarca kişi saldırmaz. Birlik ve beraberliğimize zarar veren kötü bir görüntü olmuştur, bu tür hadiseler bu topraklara ancak düşmanlık ekenlerin, kin ve nefret üretme merkezlerinin işine gelir
Kalın sağlıcakla…