Hayatında okul yılları dışında hiç kitap okumayan çok insan var. Oysa, Okumak gelişmektedir. Demek ki kitap okumak istemeyenler , bu yönde gelişmek de istemiyor.Kim bilir ! Hayatta başka türlü güzel ve acil işler yapmak varken, okuma gibi acil olmayan bir faaliyette bulunmak belki de zaman israfıdır !.
Okumanın, son derece güçlü bir kaldıraç görevi yaptığını kitap okuyanlar bilir. Kitapları yazanlara ise , bir fidan yetiştirip insanların gölgesinde serinleyip,meyvelerini yemekte olduğunu görmek gibi bir haz verir.
İnternet çağında bilgisayarın içine yüklenen dünyanın bilgisi elimizin altında bu doğru. Ancak bilgileri , fikirleri, düşünceleri ve başka dünyaları buralara kimler aktarıyor.
Işık hızı gibi devir öyle gelişti ki , sesli kitap ta var ; Görme özürlüler,gözü yorgun olanlar veya hızlı okuma alışkanlığı olmayanlar faydalanıyor.Yeter ki okuma isteği olsun.
Sadece okuma yazması olmayanlar değil, ilköğretimden sonra hiç kitap okumayanlar çoğunlukta. Gariptir, Amerika Birleşik Devletleri halkının çoğunluğu da bugüne kadar liseden sonra tek bir tek kitap okumadığı ortaya çıkmıştır.
İnternet çağında kitap okuma temelli kaybolacak gibi. Hiç kitap okumayan kişi/kişiler her hangi bir konu hakkında internetten öğrendiği birkaç kırık bilgiyle, kitap okuyan sessizin yanında sanki allameyi cihan .
Okumayı yaşamak olarak görmeli, kitapları ise hiç solmayacak çiçekler olarak değerlendirmeliyiz. Bir düşünürün belirttiği gibi ; “Beğenilen tek hastalık vardır; Okuma hastalığı “Bu hastalığın bulaşıcı olmasını dilerim.
Lin Yutang , “Akıllı adam hem kitapları,hem de doğrudan doğruya hayatı okur.”Demektedir.Zaten kitap,hayat değil midir ki !. Hayatı okumak için kitap okumak gerekir.
Sahi ,hiç kitap arkadaşınız oldu mu ? Hoşunuza giden bir kitabı okumadan ertelediğiniz oldu mu ? Evinizin bir köşesine göstermek için değil ama, kurduğunuz kitaplıktaki okuduğunuz kitaplara bakarak, dokunarak maziye gittiğiniz, raftan indirip tekrar göz nurunuzu seyrettiğiniz olmuşsa yaşıyorsunuz demektir.
Türk Klasikleri arasında bulunan Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig’ini, Ömer Seyfettin’in hikayelerini, Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun hikayelerini, Dede Korkut’un Masalları’nı, Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’ını,Reşat Nuri Güntekin’in romanlarını,Namık Kemal’in eserlerini,Yakup Kadri’yi,Halide Edip Adıvar’ı,Kemal Tahir’i ,Peyami Safa’yı,Tarık Buğra’yı,Fuzuli’yi,Yunus’u,Karacaoğlan’ı ve sizin döneminize hitap edenleri her defasında okurken arkadaş olmadınız mı ? Yaşamadınız mı onlarla. Yaşamamışsanız eğer, bu okumak değildir.
İnternet ortamının ve dijital dünyanın tüm avantajlarından yararlanmalıyız.Ancak kitap okumanın verdiği zevk,bitmeyen bir duygusallıktır,dokunmadır,sayfalarında kaybolmaktır.Sohbetlerde hep dedikodu varsa,kitaplardan alınan lezzetler ortaya konulmuyorsa ,okumak da okuma değildir.
Savaşta dahi kitap okuyan Atatürk, 57 yıllık ömrü boyunca resmi kayıtlara göre 3 bin 997 kitap okumuştur. Okuduğu kitaplarda önemli gördüğü konuların altını çizerek (d) dikkat ve önemli (ö) diyerek notlar düştüğü görülmektedir.
Kitap okuyanın dünyası geniş, kelime hazinesi ve olaylara bakışı farklıdır. Kendine güveni vardır. Ülkemizde televizyon izleme oranı %94 iken,kitap okuma oranı % 4,5 seviyesindedir. Görüldüğü üzere toplum olarak kendimizi tamamen televizyona bağlamışız.
Okuduğu kitapları yaşantısına yansıtmış, kültürel birikimli, bilgi – görgü ve mana yüklü insanlarla karşılaştığımızda hayranlıkla dinlemek, faydalanmak ve onlar gibi olmak gönlümüze bir rahatlık ve ufkumuza derinlik vermektedir.