Hayatımızda bir şeylere tutunmak isteriz.
Tutunmak, hayatı sürdürmek yolunda her canlının temel içgüdülerinden biri.
Düşmemek için tutunuruz, bir yere ulaşmak için tutunuruz, destek almak için tutunuruz. Tutunmamız için de sağlam bir kulp bulmamız gerekir.
Hayatımızda önemli olan tutunduğumuz kulpun sağlam olduğunu bilmeliyiz. Bu kulpun ne olduğunu, kime tutunmamız gerekliğini çok iyi bilmeliyiz.
Dünyalık tutulan kulplar elimizde bile kalmıyor çünkü bu tuttuğumuz kulplar bizlere ayiit değil gün geliyor değişiyor bu gün sana yarin bana hayatın akışı böyle Gelin biz Allah’ın bizler için sağlamış olduğu sağlam kulpa tutunalım.
“Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırt edilmiştir.
Artık her kim tâğutu inkar edip Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa tutunmuştur ki o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir”..( Bakara süresi 256) Yeni doğmuş bir bebeğe bakmaz mısın ki ellerini sımsıkı yumar. Sanki "tuttum dünyayı elimden kaçmasını istemiyorum" der gibi.
Elinde bir şeyi aldığınızda hep ağlar. Ölmüş birine de bakmaz mısın ki, ellerini sonuna kadar açar. Sanki heyhat bakın ellerim bomboş gidiyorum, dünyadan hiç bir şey götüremedim" ibret kalsın size der gibi…
Tıpkı o yeni doğmuş bebek gibi dünyayı ve dünyalıkları mı yakaladık sımsıkı?
Sanırım bizim elimizde tuttuğumuz kulplarımız, bir türlü söz geçiremediğimiz nefsimiz midir?
Ne güçlüklerle elde etiğimiz, rakiplerimizi ekarte etiğimiz, yüksek ve rahat koltuklarımız mı?
Tek pencere baktığımız bulunduğumuz cemaatler ve onlara yön verirken diğerlerine tekfir etiğimiz zihniyetler mi?
Kendi cemaatimizden başka, kendi gurubumuzda başka, kendi ırkımızdan başka, kendi partimizden başka guruplara değer vermediğimizden mi?
Çok kıymet verdiğimiz Anamız, babamız, eşimiz, çocuklarımız, aşiretimiz, ırkımız mı?
Bitirdiğimiz üniversite, yaptığımız kariyer, ilmimiz ve övündüğümüz bilgimiz mi?
Başkanlık, vekillik, yöneticilik, dünyalıklar ve şeytanın bizim için özenle süslediği şeyler mi?
Çok kıymet verdiğimiz, elimizden gitmesinde korktuğumuz bahçelerimiz, çok katlı evlerimiz, villa diye anlattığımız yazlıklarımız ve son model arabalarımız mı?
Yığdıkça yığanlar ayetini görmezden gelircesine, yaptığımız fabrikalarımız, kurduğumuz iş yerlerimiz, bankalarda yatırdığımız paralarımız mı?
Elimizden gitmesinde korktuğumuz, makamımız, şöhretimiz, gençliğimiz, bir gün elimizde gidecek olan yalancı cennetlerimiz mi?
Gururla baktığımız, çerçeveletip herkesin göreceği duvarlara astığımız diplomalarımız, madalyalarımız, plaketlerimiz mi?
Aynaya baktığımızda bizleri gururlandıran gelip geçici güzelliğimiz, yalan üzerine kıvrak zekâmız mı bizim güvendiğimiz kulpumuz. Ellerimize dikkatlice bakalım, neyi sımsıkı kavradığımıza, kavradığımız ne işe yarar, sadece bu dünyada oyalanmamız için mi?
Neyi tutmuşuz sağlam olduğunu düşünerek tuttuğumuz şey kopmak üzere olan bir ip mi?
Allahın ipinin dışında tüm güven duyduğumuz ipler kopmaya mahkumdur. “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kuran’a) sımsıkı sarılın”.(Ali İmran süresi.103) Hiçbir zaman kopmayacak sağlam kulp, kurandır, imandır, İslam'dır, Peygamber efendimizin yaşayan sünnetidir.
"Allah'ın ipi" de elbette Kuran'dır Her kulpun sağlam olmadığını unutmuşsak sağlam diye tutmuşsak vay halimize vay halimize. “Kim güzel davranarak kendini Allah'a teslim ederse, o en sağlam kulpa yapışmıştır.
Sonunda bütün işler Allah'a döner”. (Lokman süresi 22) Allah’ın kulpundan başka, tutulan kulplar ellimizde kalmayacak, ellerimiz açık gidecek. Tutulan kulplar bu dünyada kalacak. Kim ki Allah’ın kulpuna yani ( Kuran’a ) yapışırsa kurtulanlardan olacak.